Türkiye’de yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte okullardaki öğretmen ihtiyacı yeniden gündemin önemli başlıklarından biri oldu. Bir tarafta atama bekleyen çok sayıda öğretmen adayı bulunurken diğer tarafta özellikle bazı bölgelerdeki okullarda ortaya çıkan öğretmen açığının ücretli öğretmen görevlendirmeleriyle giderilmeye çalışılması dikkat çekiyor.
Son görevlendirme listelerinde ise yalnızca eğitim fakültelerinin ilgili bölümlerinden mezun olan isimlerin bulunmaması tartışmayı daha da büyüttü. Farklı üniversite ve fakültelerden mezun kişilerin de ücretli öğretmen olarak okullarda görevlendirildiği görüldü. Bu kişiler arasında ilahiyat, tarih, coğrafya, beden eğitimi, sosyoloji, sanat tarihi ve sağlık hizmetleri gibi farklı alanlardan mezun olanların bulunması eğitim çevrelerinde yeni bir tartışma başlattı. Özellikle bazı ilahiyat mezunlarının ilkokullarda sınıf öğretmeni olarak görevlendirilmesi dikkat çekti. Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde açıklanan görevlendirme listesinde 191 ücretli öğretmen yer alırken bunların 18’inin ilahiyat fakültesi mezunu olduğu görüldü. Benzer görevlendirmelerin Hatay’ın Hassa ve Adıyaman’ın Kahta ilçelerinde de yapılması, uygulamanın yalnızca tek bir ilçeyle sınırlı olmadığını ortaya koydu.
Ücretli öğretmenlik uygulaması neden yeniden gündemde?
Ücretli öğretmenlik, okullarda kadrolu veya sözleşmeli öğretmen ihtiyacının karşılanamadığı durumlarda başvurulan yöntemlerden biri olarak uygulanıyor. Bu sistemde öğretmenler, kadrolu personelden farklı olarak girdikleri ders saati üzerinden ücret alıyor.
Yeni eğitim döneminin başlamasıyla birlikte özellikle öğretmen açığının bulunduğu bölgelerde görevlendirmelerin hızlandırılması gündeme geldi. Ancak yayımlanan bazı listelerde görevlendirilen kişilerin mezuniyet alanları incelendiğinde, eğitim verdikleri alanla akademik geçmişleri arasında farklılıklar bulunduğu görüldü.
Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri ilkokullardaki sınıf öğretmenliği görevlendirmeleri oldu. İlkokul düzeyinde öğrencilerin birden fazla temel dersi aynı öğretmen üzerinden aldığı düşünüldüğünde, sınıf öğretmeni görevlendirmelerinin niteliği eğitim açısından özel bir önem taşıyor.
Görevlendirme listelerinde farklı bölümlerden mezun kişilerin bulunması, öğretmen açığının nasıl giderildiği sorusunu da beraberinde getirdi. Eğitim sisteminde öğretmen ihtiyacının geçici görevlendirmelerle karşılanması ile doğrudan ilgili branştan yetişmiş öğretmenlerin atanması arasındaki fark yeniden tartışılmaya başlandı.
Öte yandan bu durum yalnızca atama bekleyen öğretmen adaylarının değil, hâlihazırda ücretli öğretmenlik yapan kişilerin çalışma koşullarını da gündeme taşıdı. Ücretli öğretmenlerin önemli bir bölümü, çalışma düzeninin kadrolu öğretmenlerden farklı olması ve gelir seviyesinin ders saatine bağlı bulunması nedeniyle ekonomik açıdan zorlayıcı bir tabloyla karşı karşıya kalabiliyor.
Silvan’daki görevlendirmelerde 18 ilahiyat mezunu dikkat çekti
Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yayımlanan ücretli öğretmen görevlendirme listesi, tartışmanın en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. İlçedeki okullarda toplam 191 ücretli öğretmen görevlendirilirken listede 18 ilahiyat mezununun da yer aldığı görüldü.
Söz konusu kişilerin farklı ilkokullarda sınıf öğretmeni olarak görevlendirildiği belirtildi. Görevlendirmeler kapsamında bazı ilahiyat mezunlarının çeşitli köy ve mahallelerde bulunan ilkokullarda görev yapacağı görüldü.
Bu tablo, özellikle atama bekleyen öğretmen adayları açısından dikkat çekici bir durum oluşturdu. Çünkü eğitim fakültelerinde sınıf öğretmenliği başta olmak üzere farklı öğretmenlik programlarından mezun olan ve merkezi sınav süreçlerinin ardından atama bekleyen çok sayıda aday bulunuyor.
Ücretli öğretmenlik sistemi ise öğretmen açığının bulunduğu okullarda daha hızlı biçimde personel görevlendirilmesine imkân sağlıyor. Ancak görevlendirilen kişinin hangi fakülteden veya hangi bölümden mezun olduğu, eğitim sürecinde aldığı pedagojik formasyon ve görev yapacağı kademeye uygunluğu gibi konular kamuoyundaki tartışmanın temel noktalarını oluşturuyor.
Silvan örneğinin ardından benzer durumların başka ilçelerde de görülmesi, konunun münferit bir görevlendirme tartışmasının ötesine taşınmasına neden oldu.
Hassa ve Kahta’da da benzer görevlendirmeler yapıldı
Diyarbakır’ın Silvan ilçesinin yanı sıra Hatay’ın Hassa ilçesinde de ilahiyat mezunlarının ücretli öğretmen olarak görevlendirildiği görüldü.
Hassa’da görevlendirilen altı ilahiyat mezunundan üçünün Akbez Fatih Sultan Mehmet İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığı belirtildi. Diğer görevlendirmelerde de ilahiyat mezunlarının farklı ilkokullara gönderildiği aktarıldı.
Adıyaman’ın Kahta ilçesinde ise farklı okullarda toplam 71 kişinin ücretli öğretmen olarak görevlendirildiği bilgisi yer aldı. Bu listede de ilahiyat mezunu kişilerin ilkokullarda görevlendirildiği görüldü.
Kahta’daki listede yalnızca ilahiyat mezunları değil, başka branşlardan mezun kişilerin de bulunması dikkat çekti. Örneğin coğrafya mezunu bir kişinin ilkokulda sınıf öğretmeni olarak görevlendirildiği belirtildi.
Bu örnekler, ücretli öğretmenlik uygulamasının özellikle öğretmen açığının bulunduğu bölgelerde geniş kapsamlı biçimde kullanıldığını gösterirken, görevlendirmelerde mezuniyet alanlarının ne ölçüde dikkate alındığı konusunu da gündeme getiriyor.
AGS puanı alan adayların da listelerde bulunması dikkat çekti
Görevlendirme listelerinde dikkat çeken bir başka ayrıntı ise bazı öğretmen adaylarının Akademi Giriş Sınavı’ndan aldığı puanların da görülmesi oldu.
Listelerde AGS puanı 60 ile 87 arasında değişen öğretmen adaylarının bulunduğu belirtildi. Bu durum, öğretmen adaylarının sınav süreçlerinden geçmesine rağmen ücretli öğretmenlik kapsamında görev yapmaya devam ettiği tartışmasını beraberinde getirdi.
Öğretmen adayları açısından bakıldığında süreç birkaç farklı aşamadan oluşuyor. Üniversitede ilgili eğitim programının tamamlanmasının ardından adayların öğretmenlik mesleğine geçiş için merkezi sınav ve atama süreçlerini takip etmesi gerekiyor. Atama gerçekleşmediğinde ise bazı adaylar deneyim kazanmak ve gelir elde etmek amacıyla ücretli öğretmenlik yapabiliyor.
Ancak ücretli öğretmenlik ile kadrolu öğretmenlik arasındaki çalışma şartları arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Ücretli öğretmenin gelirinin girdiği ders saatine göre hesaplanması, aylık kazancın da her ay aynı seviyede olmamasına yol açabiliyor.
Bu nedenle görevlendirme listelerindeki öğretmen adaylarının durumu, yalnızca eğitim kadrosundaki açık açısından değil, öğretmenlerin çalışma koşulları açısından da değerlendiriliyor.
Ücretli öğretmenin aylık geliri ne kadar?
Ücretli öğretmenlik sistemindeki en önemli tartışma başlıklarından biri de ücret düzeyi.
Mevcut hesaplamalara göre ücretli öğretmenlere ders saati başına 185 TL ödeme yapılıyor. Haftada 25 saat ders veren bir öğretmenin dört haftalık çalışma üzerinden elde ettiği gelir yaklaşık 18 bin 500 TL seviyesinde kalıyor.
Bir ücretli öğretmenin ay içerisinde girebileceği ders saatinin 140 saate ulaşması durumunda ise aylık gelir yaklaşık 25 bin 900 TL seviyesine çıkabiliyor.
Bu hesaplama, ücretli öğretmenin alabileceği maksimum gelirin bile haberin yayımlandığı dönemde belirtilen 28 bin TL’lik asgari ücret seviyesinin altında kaldığını gösteriyor. Ancak ücretli öğretmenlerin fiili gelirleri, kendilerine verilen ders saati ve görev yaptıkları okulun ders programı gibi faktörlere göre değişebiliyor.
Dolayısıyla ücretli öğretmenlik, eğitim sistemindeki öğretmen açığını kısa vadede gidermeye yönelik bir yöntem olarak kullanılırken, bu yöntemin öğretmenlerin ekonomik koşulları açısından oluşturduğu tablo da tartışılıyor.
Öğretmenlerin gelirleri yalnızca ders saatine bağlı olduğundan, ders programındaki değişiklikler veya görevlendirmenin sona ermesi doğrudan aylık kazancı etkileyebiliyor. Bu nedenle ücretli öğretmenler açısından iş güvencesi ve düzenli gelir konusu uzun süredir gündemdeki başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Öğretmen atamaları tartışmanın merkezinde yer alıyor
Yaşanan gelişmelerin arka planında ise öğretmen atamaları konusu bulunuyor. Türkiye’de her yıl çok sayıda öğretmen adayı kamu okullarında görev yapabilmek için sınavlara giriyor. Ancak adayların tamamının aynı dönemde kadrolu olarak görevlendirilmesi mümkün olmadığı için atama sayıları ile açık bulunan öğretmen kadroları arasındaki ilişki kamuoyunda sürekli tartışılıyor.
Bir tarafta öğretmen açığı bulunan okullar, diğer tarafta atama bekleyen öğretmen adayları bulunuyor. Bu iki durumun aynı anda ortaya çıkması, eğitim personeli planlamasının nasıl yapılması gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.
Özellikle kırsal bölgelerde ve öğretmen ihtiyacının yüksek olduğu ilçelerde ücretli öğretmenlik uygulamasına daha fazla başvurulması, eğitim hizmetlerinin sürdürülebilmesi açısından kısa vadeli bir çözüm olarak görülüyor. Fakat uygulamanın uzun vadede nasıl şekilleneceği, öğretmen açığının kalıcı biçimde nasıl giderileceği ve branş uyumunun nasıl sağlanacağı konuları önemini koruyor.
İlahiyat, tarih, coğrafya veya başka bir bölümden mezun kişilerin sınıf öğretmeni olarak görevlendirilmesi de bu geniş tartışmanın bir parçası haline geliyor. Buradaki temel mesele yalnızca bir kişinin hangi bölümden mezun olduğu değil, öğrencilerin eğitim aldığı sınıflarda ihtiyaç duyulan öğretmenlik yeterliliklerinin nasıl karşılandığıdır.
Ücretli öğretmenlikte branş uyumu neden önemli?
Eğitimde öğretmen-öğrenci ilişkisinin niteliği, öğrencilerin akademik gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Öğretmenin görev yaptığı eğitim kademesine ve branşına ilişkin uzmanlığı, derslerin planlanmasından sınıf yönetimine kadar birçok süreci etkiliyor.
İlkokul seviyesinde görev yapan sınıf öğretmenleri ise öğrencilerin temel eğitim sürecinin önemli bölümünü yürütüyor. Öğrencilerin okuma, yazma, matematik ve temel sosyal bilgiler becerilerinin geliştirilmesinde sınıf öğretmenlerinin rolü bulunuyor. Bu nedenle sınıf öğretmeni görevlendirmelerinde branş ve mesleki yeterlilik konuları öne çıkıyor.
Ücretli öğretmenlik uygulamasında farklı fakültelerden mezun kişilerin görevlendirilmesi ise bu açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu olarak ortaya çıkıyor. Öğretmen açığının bulunduğu okulların ihtiyaçlarının hızlı biçimde karşılanması ile öğrencilerin nitelikli eğitim alması hedefinin aynı anda gözetilmesi gerekiyor.
Buradaki tartışma, ücretli öğretmen olarak görev yapan kişilerin bireysel yeterliliklerinden bağımsız olarak, sistemin nasıl yapılandırıldığı noktasında yoğunlaşıyor.
Öğretmenler için daha kalıcı çözüm arayışı sürüyor
Eğitim sisteminde personel ihtiyacının yalnızca geçici görevlendirmelerle karşılanması yerine uzun vadeli planlamaların yapılması gerektiği yönündeki tartışmalar devam ediyor.
Öğretmen açığının hangi bölgelerde yoğunlaştığının belirlenmesi, branş bazında ihtiyaçların hesaplanması ve atama politikalarının bu verilere göre oluşturulması, eğitim personeli planlamasının temel unsurları arasında yer alıyor.
Öte yandan ücretli öğretmenlerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi de ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Ders saati üzerinden yapılan ödeme sistemi nedeniyle aylık gelirde ortaya çıkan farklılıklar, öğretmenlerin ekonomik planlamasını zorlaştırabiliyor.
Son görevlendirmelerle birlikte ortaya çıkan tablo, Türkiye’deki öğretmen istihdamı sorununu yeniden gündeme taşımış durumda. Özellikle öğretmen açığı bulunan bölgelerde farklı branşlardan mezun kişilerin görevlendirilmesi, eğitim kadrolarının planlanması konusunda yeni tartışmaların yaşanmasına neden oldu.
MEB’in önümüzdeki dönemde öğretmen ihtiyacını hangi yöntemlerle karşılayacağı, ücretli öğretmenlik uygulamasının kapsamının nasıl şekilleneceği ve atama bekleyen öğretmen adayları için nasıl bir yol haritası izleneceği eğitim gündeminin önemli başlıkları arasında yer almaya devam edecek.
